HADİ İSKİT: “Herkes ekoloji mücadelesinin öneminin farkına varmıştır” Reviewed by Momizat on . Festival gazetesi olarak, ODTÜ Direnişi’nde elindeki fidan ile sembol haline gelen ODTÜ öğrencisi ve aynı zamanda festivalimizin konuğu Hadi İskit ile bir röpor Festival gazetesi olarak, ODTÜ Direnişi’nde elindeki fidan ile sembol haline gelen ODTÜ öğrencisi ve aynı zamanda festivalimizin konuğu Hadi İskit ile bir röpor Rating: 0
You Are Here: Home » haber » HADİ İSKİT: “Herkes ekoloji mücadelesinin öneminin farkına varmıştır”

HADİ İSKİT: “Herkes ekoloji mücadelesinin öneminin farkına varmıştır”

HADİ İSKİT: “Herkes ekoloji mücadelesinin öneminin farkına varmıştır”

Festival gazetesi olarak, ODTÜ Direnişi’nde elindeki fidan ile sembol haline gelen ODTÜ öğrencisi ve aynı zamanda festivalimizin konuğu Hadi İskit ile bir röportaj yaptık.

 

Gezi Direnişi’nin ardından bir geri çekilme yaşanmasına rağmen özellikle Ankara’da ODTÜ ve Tuzluçayır’da ciddi mücadele ve direniş pratikleri sergilenmekte. Siz de bu direnişlerin içinde yer alan biri olarak Ankara’daki direnişlerden bahsedebilir misiniz? İsterseniz ODTÜ ile başlayalım. ODTÜ’lüler neye karşı direniyor bugün?

Öncelikle bugün ODTÜ’lüler AKP hükümetinin ve Melih Gökçek’in kenti ve doğayı talan politikalarına karşı direniyor. Belediye başkanlığı süresince ODTÜ’ye karşı saldırılarına aralıksız devam eden Melih Gökçek bugün de ODTÜ arazisinden geçirmekte olduğu otoyol ile bu saldırılarına devam ediyor. ODTÜ’lüler de kendilerine bozkırı yeşertenlerden miras kalan ormanlarına sahip çıkıyor. Aslında ODTÜ, Haziran Direnişi’nin de öncesinde 18 Aralık’ta Tayyip Erdoğan ODTÜ’ye geldiğinde saatlerce direnerek Haziran Direnişi’nin kıvılcımını çakmıştı. Hemen hemen bütün üniversiteler ve bileşenleri ODTÜ’ye destek için mesajlar yayınlamış, eylemler yapmıştı. Faşizme karşı her alanda direnen ODTÜ, Haziran Direnişi ile kapattığı okulu Eylül’de kampüs arazisini ve komşu mahallesi olan 100.Yıl mahallesini rantın talanından korumak için tekrar direnişle açtı. İşte tam da bu yüzden ODTÜ’ye Melih Gökçek’in saldırısı yalnızca rant için değil aynı zamanda ideolojik de bir saldırıdır. AKP’ye karşı ODTÜ her zaman direnişin kalelerinden biri olmuştur. AKP’liler her ODTÜ’ye girmeyi denediklerinde ODTÜ’den kovulmuşlardır. Bugün Melih Gökçek ODTÜ üzerinden Haziran Direnişi’nin intikamını almaya çalışarak yerel seçim öncesinde kendi gücünü göstermeye çalışıyor. Artık ODTÜ direnişi sadece ODTÜ ormanını koruyan bir direniş olmaktan öteye geçmiş, Ankara başta bütün ülkede süregelen, AKP iktidarına karşı bir direniş halini almıştır.

 

Tuzluçayır’da da direnişler devam ediyor. Özellikle Cami-Cemevi projesi yeni direnişlerin alevini yellemiş görünüyor. Tuzluçayır’da neler oluyor?

Tuzluçayır’da Fethullah Gülen ve İzzettin Doğan işbirliği ile yapılmakta olan bir ucube cami-cemevi projesi var. Bu proje bir kardeşlik projesi değil bir asimilasyon projesi… Cemevlerinin ibadet yeri olarak tanınmasını isteyen alevilere ucube bir yapı sunuluyor ve insanlar camiye gitmeye zorlanıyor. Bu projenin ilkinin Tuzluçayır’da yapılması da ayrıca önemlidir. Özellikle direnişle karşılaşılacak bir yer seçilmiş ve bu asimilasyon projesine karşı direniş silah zoruyla bastırılmak istenmiştir. İşte bu asimilasyon projesine karşı Tuzluçayır halkı 7’sinden 70’ine ayaklanmış durumda. Hatta birgün direnişe destek için gittiğimizde barikatta tanıştığımız bir mahallelinin, bizim başka yerden geldiğimizi öğrendiği zaman söylediği ilk şey, “eğer bir sıkıntınız olursa herhangi birinin evine gidebilirsiniz, herkesin kapısı açık” olmuştu.

 

Gerek ODTÜ’de gerekse de Gezi Parkı’nda direnişlerin patlak noktası doğanın sömürüsü ve talanına karşı olmaktan geliyor. Bu bir tesadüf müdür yoksa iktidarın emeğe olduğu gibi doğaya yaklaşımında da benzerlikler var mıdır? AKP’nin rant sağlama politikası ile  doğaya yaklaşımı hakkında ne söylemek istersiniz? Toplumsal muhalefetin doğa ve ekoloji siyasetine yönelik açılımlar gerçekleştirip daha fazla gündemine alması gerekiyor mu?

Ne iktidarın ODTÜ ormanına saldırısı ne de Taksim’de Gezi Parkı’na saldırısı bir tesadüf değildir. Bugün kent, metalaşan bir mekan olarak karşımızda duruyor. Kamusal alanlar tek tek özelleştirme yolu ile sermayeye peşkeş çekilmekte. Gezi Parkı’nda bu durum çok açık bir şekilde kendini belli etmişti. Halka ait kamusal bir alan yani “Gezi Parkı”, yok edilerek yerine yapılacak bir topçu kışlası/alışveriş merkezi projesi ile şehrin akciğerlerinden birini oluşturan bir park talan edilecekti. ODTÜ’de ise rantçılık biraz daha dolaylı bir şekilde karşımıza çıkıyor. Halka hizmet ve medeniyet maskesi altında yapılacak bir yol ile hem 100.Yıl Mahallesi hem de ODTÜ Ormanı’nın ranta açılması planlanmakta. Belki de bu maske yüzünden ODTÜ Direnişi, Gezi Direnişi kadar geniş bir kitleye yayılamadı. Doğal alanlar AKP iktidarı için mükemmel rant alanları oluşturuyor. Bu alanların her türlü yapılaşmaya açılması için tek engel ağaçlar. ODTÜ Ormanı’nda yolun geçeceği 1.8 kilometrelik alandaki ağaçların tamamının iş makinelerince talan edilmesi sadece bir gece sürmüştü. İstanbul’daki Kuzey Ormanları da 3. Köprü bahanesiyle talan edilmiş sonra da yanlış yerdeki ağaçların kesildiği anlaşılmıştı. Şimdi ise güya “doğru” yerdeki ağaçlar kesilmeye başlanmış!!!

Ormanların talanında bile, ekonomik değeri olan ağaçlar ile ekonomik değeri olmayan ağaçlar diye bir ayrım üzerinden hangi ağacın kesilip hangisinin taşınacağına karar veriliyor. Hani Marx’ın ünlü sözü vardır, “kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser” diye… Marx’ın bu sözü, Gezi Direnişlerinde çokça tekrarlanmıştı. İşte bugün, AKP o işi fanatik bir şekilde benimsemiş durumda…

Toplumsal muhalefet bu saldırıları göğüsleyebilecek durumda olmalıdır. HES’lere karşı direnen köylülerin su hakkını, termik santrallere karşı direnenlerin çevre hakkını savunamayan ve nükleer santral inşaatına karşı doğanın talanına hayır diyemeyen bir toplumsal muhalefetin günümüzün neoliberalizminde oldukça eksik kalacağını düşünüyorum. Artık sanırım herkes ekoloji mücadelesinin öneminin farkına varmıştır, 3-5 ağaç diye başlayan bir direnişin ne kadar büyüyebildiğini hepimiz gördük.

hadistencil

Gezi Direnişi’nin ardından AKP’nin, özellikle polis teşkilatını güçlendirmek için harekete geçtiği gözlemleniyor. Öte yandan gerek davalar ile gerekse de genç kuşaklara yönelik aldığı kararlarla (öğrenci evlerinde kızlı erkekli kalınmaz gibi) AKP’nin intikam peşinde olduğu farkediliyor. Rejim bu süreçte toplumsal muhalefete karşı daha da otoriterleşecek mi? Eğer böyleyse diğer yandan demokratikleşme ve barış süreci gibi açılımların samimiyeti veya tutarlılığı ne ölçüde güvenilir olacak?

Tayyip Erdoğan, üniversitelere polis sokacağını Gezi Direnişi’nden önce açıklamıştı. Gezi Direnişi sırasındaki polis şiddetine karşı gelen yoğun tepki şimdilik bu planı ertelemiş görünüyor. Ama iktidarın baskılarında herhangi bir azalma yok. Gezi Direnişi’ne katılan öğrenciler yurtlardan çıkartılıyor ve üniversite yönetimleri tarafından kendilerine soruşturmalar açılıyor. En son kızlı erkekli evlere müdahale edeceğini de açıklamasıyla Tayyip Erdoğan artık iktidarını gençlerin yatak odasına kadar sokacağını belli etmiştir. Gerek ODTÜ’de olsun gerekse de Tuzluçayır’da, Tayyip Erdoğan direnişçilere karşı oldukça saldırgan bir tutum sergilemiştir. AKP, köşeye sıkıştıkça saldırganlaşıyor… Demokratikleşme paketi diye öne sürdüğü pakette demokratikleşme namına zaten hiçbir şey bulunmazken, üstüne üstlük sokakları olağanüstü hale çevirmiş durumda. Her köşede ya bir TOMA ya bir akrep ya da çevik ve sivil polislerden oluşan ekipler var. Barış süreci de demokratikleşme gibi AKP’ye zıt olan bir süreç. Daha yeni Medeni Yıldırım devletin kolluk güçleri tarafından katledildi. Barzani ile yaptığı görüşmede resmen PYD’nin Rojava’daki başarılarına karşı bir ittifak duyurusu yapıldı. Bütün bu yaşananların ardından AKP hükümetinin barışa ve demokrasiye yönelik hiçbir ilerleme niyetinin olmadığı çok daha açık bir şekilde görülebiliyor.

 

Gezi Direnişi’nin ardından soldaki devrimci bileşenlerinin durumunu nasıl görüyorsunuz? Tüm solu ve devrimci muhalefeti aşan bir süreçti Gezi… Sizce Gezi Direnişi devrimciler tarafından anlaşılabildi mi?

Devrimciler Gezi protestolarından çok şey öğrendi. Zaten halk hareketleri her zaman için öğretici nitelikler taşır. Öncelikle soğuk, ciddi suratlarla değil, güle oynaya da direnilebileceğini öğrendik. Sonra, barikatların önünde sadece çatışmak için değil, şarkı söyleyip dans etmek için de durulabileceğini öğrendik. Bunlara benzer sayısız öğretileri oldu bu sürecin. Aynı zamanda, bence Gezi Direnişi’nden bütün solun çıkarması gereken en önemli derslerden biri “isyanın kendilerini anlamasını beklemeyi bırakıp kendilerinin isyanı anlamasının” gerekliliğidir.

 

Önümüzdeki süreçten beklentileriniz nelerdir?

Önümüzde yoğun geçecek bir süreç bizleri bekliyor. Bundan sonra halk, devrimcilerden daha fazlasını bekleyecektir ve biz devrimcilerin de halkı asla yavaşlatan veya geri çeken konumda olmamamız, tam aksine ilerleten konumda bulunmamız gerekmektedir. Bunun için önümüzdeki süreçte ben her kesimden daha cüretkar ve kendinden emin direnişler bekliyorum ve artık biliyorum ki bu direnişler asla sahipsiz kalmayacak.

 

İşçi Filmleri Festivali ile ilgili ne söylemek istersiniz? Özellikle Gezi ile birlikte pek çok direniş örneği ve deneyimi oluştu. Festival bu potansiyeli aktarabilecek mi?

İşçi Filmleri Festivali, kapitalizmin ideolojik hegemonyasını yeniden üreterek kendi kültürünü halka dayatmasına karşı, işçi sınıfının sinema alanındaki isyanıdır. Aynı zamanda da işçilerin kendi sınıfından insanlarla iletişim kurmasını sağlamayı kendisine amaç olarak önüne koymuş bir festival… Bizim özellikle bu yıl, dünyanın her yerindeki işçilerle paylaşmamız gereken bir çok şey var ve bunların sorumluluğunun farkına varmalıyız. Gerek Haziran Direnişi’ni gerekse de ODTÜ Direnişi’ni, direnişçilerin gözüyle anlatan filmler olmasaydı festival de amacını eksik bırakmış olacaktı. Bu direnişlerin, sözde mağdur AKP hükümetine karşı bir darbeci komplo olarak tarihe geçmemesi için hepimizin bu sorumluluğu üstlenmesi gerekiyor. Ben, festivalinizin bu sorumluluğu omuzlayabildiğini düşünüyorum. Bu yıl oldukça renkli bir direniş filmleri seçkisi yapılmış… Herkese iyi seyirler…

 

Leave a Comment

Scroll to top